Kandıra Nereye Yakın? Basit Bir Soruya Eleştirel Bir Yanıt “Yakınlık” Takıntımıza Samimi ama Sert Bir Giriş Kusura bakmayın ama “Kandıra nereye yakın?” diye sorulduğunda ilk tepkim şu: Neye göre yakın? Kilometreye mi, zamana mı, toplu taşımaya mı, yoksa yaz tatilinde Instagram’a düşecek fotoğraf sayısına mı? Coğrafyayı yalnızca “X’e kaç dakika?” denklemine sıkıştırdığımız sürece hem mekânı hem de kendi deneyimimizi fakirleştiriyoruz. Kandıra’yı anlamak, onu sadece bir harita üzerindeki nokta olarak görmekten fazlasını gerektirir; doğasına, ritmine, altyapısına ve kültürel dokusuna yakınlığı tartmak zorundayız. Kandıra’nın Coğrafi Çerçevesi: Marmara’nın Karadeniz’e Bakan Eşiği Haritadaki Doğru: Kocaeli’nin Kuzeyinde, Karadeniz’in Kenarında Önce çıplak gerçek: Kandıra, Kocaeli’nin kuzeyinde,…
8 YorumHaber ve İlham Yazılar
Uzumaki Toplam Kaç Cilt? Edebiyat ve Anlatıların Dönüştürücü Gücü Giriş: Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Bir edebiyatçının gözünden bakıldığında, kelimeler sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda insan zihnini, ruhunu ve toplumu dönüştürebilen güçlü araçlardır. Her kelime, kendi içinde bir dünya barındırır ve her hikaye, okurun dünyaya bakış açısını değiştirme potansiyeline sahiptir. İşte bu nedenle, bir anlatının gücü, yalnızca olay örgüsü ya da karakter derinliğiyle sınırlı değildir; aynı zamanda o anlatının insan zihnindeki yankıları ve toplumsal yapılarla kurduğu bağla da ilgilidir. Bu bağlamda, Uzumaki gibi bir manga, görsel anlatı ile edebiyatın sınırlarını birleştirerek, okurlarını derinden etkileyen bir deneyim sunar. Junji…
8 YorumPeygamberin Amacı Nedir? Eğitimin Kalbinde İlahi Öğretinin Pedagojik Boyutu Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenme, insanı dönüştüren en güçlü eylemdir. Yeni bir bilgi, sadece zihnimizi değil; davranışlarımızı, değerlerimizi ve dünyayı algılama biçimimizi de değiştirir. Bu yüzden insanlık tarihine baktığımızda, en derin dönüşümleri sağlayanların birer “öğretmen” olduğunu görürüz. Ancak bu öğretmenlerin en üst düzeydeki temsilcileri peygamberlerdir. Onlar sadece bilgi aktaran kişiler değil; bireylerin ve toplumların öğrenme yolculuğunu yönlendiren rehberlerdir. Bu yazıda “Peygamberin amacı nedir?” sorusunu pedagojik bir mercekten inceleyeceğiz. 1. Öğretme Eyleminin İlahi Boyutu Her eğitim süreci, bir mesajın bir zihinden diğerine aktarılmasıyla başlar. Peygamberlerin amacı da temelde budur:…
8 YorumKonum ve Mevki: Toplumun Görünmez Haritasında Bireyin Yeri Toplumsal yapıları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, insan ilişkilerinin görünmez haritalarında gezinmek çoğu zaman büyüleyici bir deneyimdir. “Konum” ve “mevki” kavramları, sadece coğrafi bir yer belirlemekten çok daha fazlasını anlatır; bunlar, bireyin toplum içindeki değerini, saygınlığını ve ilişkilere yön veren güç dengelerini temsil eder. Her insan, doğduğu andan itibaren bu görünmez haritada bir yere yerleştirilir. Ancak o yer sabit değildir; cinsiyet, sınıf, kültür ve ekonomik statü gibi unsurlar bireyin konumunu belirler, değiştirir ya da sabitler. Konum ve Mevki Ne Demek? “Konum”, bireyin toplumsal yapılar içindeki yerini; “mevki” ise bu konumun başkaları tarafından…
Yorum BırakKalsiyum Klorür Katkı Maddesi mi? Bilimin, Hikâyelerin ve Sofraların Kesiştiği Nokta Bir Mutfak Sohbetinden Bilimsel Bir Meraka Geçen gün ailemle akşam yemeğinde peynirin üzerinde yazan “E509 – Kalsiyum Klorür” ibaresine takıldım. Annem “Katkı maddesi mi bu, zararlı mı?” diye sordu. O anda fark ettim ki hepimiz market raflarındaki bu küçük harf ve rakamların ne anlama geldiğini merak ediyoruz ama çoğu zaman okumadan geçiyoruz. İşte bu yazı o meraktan doğdu: Kalsiyum klorür gerçekten katkı maddesi mi? Yoksa yanlış anlaşılan bir yardımcı mı? Kalsiyum Klorür Nedir? Kimyada Küçük, Hayatta Büyük Bir Rol Kalsiyum klorür (CaCl₂), doğada kalsiyum ve klor elementlerinin birleşiminden oluşan…
Yorum BırakGöz Pınarlarının Kuruması Ne Demek? Felsefi Bir Sessizliğin Anatomisi Bir Filozofun Gözünden: Duygusuzluğun Sınırında İnsan Bir filozofun dünyaya bakışı, sadece olanı değil, olmanın anlamını sorgulamaktır. “Göz pınarlarının kuruması” dendiğinde çoğumuzun aklına bir tıbbi durum gelir. Fakat felsefi bir bakışla bu ifade, insanın içsel kuraklığını, duygu kaynaklarının tükenişini ve varoluşun duygusal eksilmesini anlatır. Bu yazıda, göz pınarlarının kurumasını yalnızca bir bedensel durum olarak değil, bir varlık hâli olarak ele alacağım — etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden. Çünkü gözyaşı, sadece duygunun değil, bilginin, ahlâkın ve varoluşun da izini taşır. Etik Perspektif: Duyarlılığın Tükenişi Etik açıdan “göz pınarlarının kuruması”, insani duyarlılığın zayıflamasına işaret…
8 YorumGörmenin Ötesinde: Göz Pedi Üzerine Felsefi Bir Düşünce Bir filozofun bakışıyla başlamak gerekirse, her nesne yalnızca işleviyle değil, taşıdığı anlamla da var olur. Göz pedi… basit bir tıbbi araç gibi görünse de, aslında insanın görme, bilinme ve korunma deneyimini temsil eder. Görmek yalnızca fiziksel bir eylem midir, yoksa bilmenin başlangıcı mı? Peki, bir gözün kapanışı — bir göz pedinin ardına gizlenişi — neyi sembolize eder? Bu yazıda, “Göz Pedi ne işe yarar?” sorusunu salt tıbbi bir açıklamanın ötesine taşıyarak, etik, epistemolojik ve ontolojik düzlemlerde tartışacağız. Çünkü her nesne, insanın varlıkla kurduğu ilişkinin bir aynasıdır. Etik Perspektiften: Görmek, Gizlemek ve Koruma…
Yorum BırakHemofili Ciddi Mi? Bence Ciddiyeti Sadece Kanama Anlayabilir! Hadi bakalım, gelin biraz eğlenelim! Bugün ciddi bir konuyu ele alıyoruz ama tabii ki biraz da eğlenceli bir şekilde! Hemofili, o bildiğimiz kanama bozukluğu, bir türlü durmayan kanamalarla kendini gösteren gizemli bir durum. Ciddi mi? Tabii ki! Ama hadi gelin, biraz mizahi bir açıdan bakalım, belki bu ciddi durumu gülerek anlamak daha kolay olur. Hemofiliye yakından bakalım, ama gülümsemeyi unutmayalım! Herkesin “Bunu biliyor muydunuz?” dediği bir konudur hemofili. Erkekler daha çok “Bunu çözmem lazım!” diye düşünürken, kadınlar ise “Bunu nasıl hissettiriyor?” diye soruyor. Gerçekten de, hemofili sadece tıbbi bir mesele değil, bazen…
Yorum BırakEkşi Sözlük’te “El Emeği Göz Nuru” Ne Demek? Sosyolojik Bir Bakış Bir sosyolog olarak toplumun gündelik dilinde yer etmiş deyimlerin ardında yatan anlamları incelemek, aslında o toplumun kültürel kodlarını çözmek gibidir. “El emeği göz nuru” ifadesi, yüzeyde bir övgü, bir emek vurgusu gibi görünür; ancak derinlemesine bakıldığında, toplumsal normların, cinsiyet rollerinin ve emeğin sembolik değerinin nasıl şekillendiğine dair çok şey anlatır. Ekşi Sözlük’te bu deyim üzerine yapılan tartışmalar, sadece bir kelimeyi değil, Türkiye toplumunun emeğe, üretime ve duygusal bağlara yüklediği anlamı da gözler önüne serer. Dilin Sosyolojik Yüzü: Emeğin Sembolik Değeri “El emeği göz nuru” ifadesi, üretim sürecine katılan bireyin…
Yorum BırakKaynakların Sınırlılığı ve Toprağın Ekonomik Değeri Ekonomi, insan ihtiyaçlarının sınırsız; kaynakların ise sınırlı olduğu bir dünyada, bu kaynakların nasıl tahsis edileceğini inceler. Bir ekonomistin gözünden bakıldığında, “1 metreküp toprak kaç ton eder?” sorusu yalnızca fiziksel bir ağırlık meselesi değil, aynı zamanda değer, kıtlık ve verimlilik konularını içeren çok katmanlı bir ekonomik sorudur. Çünkü toprak, üretimin üç temel faktöründen biridir: emek, sermaye ve toprak. Dolayısıyla, bir metreküp toprağın ağırlığı aynı zamanda ekonomik birimlerin maliyet yapısını, üretim tercihlerini ve gelecekteki refah seviyelerini etkileyen bir değişkendir. 1 Metreküp Toprak Kaç Ton? Fiziksel ve Ekonomik Yorum Fiziksel olarak, 1 metreküp toprağın ağırlığı toprak tipine…
Yorum Bırak