Sabah Kahvesi ve Bildirim Kaosu
Sabahları İzmir’de uyanmak diye bir şey var ya… Bir de “uyanmak” var. Benimkisi genelde ikisinin ortasında bir yerde sürükleniyor. Gözler yarı açık, perdeden sızan ışıkla pazarlık halinde bir bilinç… Telefon ise zaten benden önce uyanmış gibi davranıp bildirimlerle hayat dersine başlamış oluyor.
O sabah da öyleydi. Bildirim ekranı dolu. Hava durumu, bir arkadaşın attığı “kanka bu video çok iyi” mesajı, bir de haber başlığı: “Hamas liderine yas ilan edildi mi?”
İşte o an beynim dedi ki:
“Biz bugün normal bir gün yaşamıyoruz.”
Kahvemi koymadan önce haberleri anlamlandırmaya çalışan bir ruh haline geçtim. Ama bu ruh hali, aslında İzmir’de yaşayan 25 yaşındaki bir insanın günlük rutini sayılır. Çünkü burada hayat, biraz sahil esintisi biraz da algoritma çarpması.
Telefonun sabah sendromu
Telefonu açıyorum. Bir yandan filtre kahve akıyor, bir yandan dünya akıyor. İkisi de kontrolüm dışında.
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?” başlığını görünce ilk refleksim şu oldu:
“Ben bunu niye sabah 08:47’de öğreniyorum?”
Sonra ikinci refleks:
“Bu bilgiyle ne yapacağım?”
Üçüncü refleks ise klasik: Google’a değil, kendi düşüncelerime danışmak. Ki bu her zaman hatalı bir seçim.
İç sesim devreye giriyor:
— “Belki önemli bir şeydir.”
Ben:
— “Tamam da ben neden önemli şeyleri hep kahvaltıdan önce öğreniyorum?”
İç ses vs gerçek
İç sesim genelde iki kişilik bir ekip gibi çalışıyor. Biri panik yönetimi, diğeri felsefe kulübü üyesi.
Panik olan:
— “Dünya değişiyor olabilir.”
Felsefeci olan:
— “Zaten hiçbir şey sabit değil.”
Ben ise sadece tostumu yakmamaya çalışıyorum.
Ama mesele şu: “Hamas liderine yas ilan edildi mi?” gibi bir başlık görünce insanın zihni otomatik olarak haberin ağırlığını tartmaya çalışıyor. Ama algoritmalar bunu öyle bir sıraya koyuyor ki, yanındaki “köpeğin sahibine verdiği tepki” videosuyla aynı ekranda duruyor.
İşte modern çağın en büyük çelişkisi bu: Duygusal yoğunluklar aynı ekranda yarışıyor.
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?” sorusunun internet versiyonu
Basinodasi okuyucularına özel bu yazımızda “Hamas liderine yas ilan edildi mi” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Bu başlık, internetin en sevdiği şeylerden biri: yarım bilgi + hızlı yayılım + bol yorum.
Ben İzmir’de Alsancak’ta yürürken bile bunu düşünüyorum bazen. Çünkü internet artık cebimizde değil, zihnimizin içinde geziyor.
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?” diye bir şey gördüğümde aslında şunu da görüyorum:
Aynı haberin 12 farklı versiyonu
Birbirine tamamen zıt yorumlar
Ve altına yazılmış “kaynak?” soruları
Ama kimse gerçekten sakin kalamıyor.
Ben de kalamıyorum tabii.
Kafamda şöyle bir sahne canlanıyor:
Bir kafe. İzmir. Yan masada iki kişi.
Biri diyor ki:
— “Kanka yas ilan edilmiş mi?”
Diğeri:
— “Kim ilan etmiş?”
Üçüncü kişi (ben):
— “Ben sadece menüde ne var ona bakmaya gelmiştim…”
İzmir’de gündelik hayat: Benim kafam başka yerde
İzmir’de yaşamak bazen çok basit bir şey: deniz, kahve, rüzgar.
Ama benim zihnimde aynı anda şunlar dönüyor:
Haber başlıkları
Günlük planlar
Yetişmeyen işler
Ve neden bazı konuları bu kadar çok düşündüğüm
Mesela yürüyüş yaparken kulağımda müzik var, önümde deniz var ama beynimde hâlâ şu soru:
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?”
Bu cümlenin kendisi bile bir noktadan sonra ritim kazanıyor. Neredeyse şarkı gibi:
“Hamas liderine yas ilan edildi mi… ilan edildi mi…”
İç sesim hemen müdahale ediyor:
— “Sen niye bunu remix yaptın?”
Ben:
— “Bilmiyorum, beyin boşta kalınca Spotify gibi davranıyor.”
Gündelik hayatın absürt kesişimleri
Geçen gün marketteyim. Yoğurt alıyorum. Yanımda biri telefonda hararetli konuşuyor:
— “Yok kanka, yas mı ilan edilmiş bakacağım şimdi!”
Ben bir an durdum. Yoğurt elimde, varoluşum askıda.
Kendi kendime:
“Ben sadece yoğurt almak istemiştim…”
Ama hayat artık böyle. En sıradan anların içine bile dünya haberleri sızıyor.
Arkadaş grubu WhatsApp ve stratejik yanlış anlama
Arkadaş grubumuz var. İsmi yok ama işlevi var: yanlış anlaşılmaları büyütmek.
Bir kişi link atıyor:
“Bunu gördünüz mü?”
Diğeri:
“Bu ne şimdi?”
Ben:
“Bunu sabah gördüm ama anlamadım.”
Ve konu doğal olarak dönüyor dolaşıyor, “Hamas liderine yas ilan edildi mi?” meselesine geliyor.
Grup içi dinamikler:
Biri kesin konuşuyor
Biri şaka yapıyor
Biri “bence değil” diyor ama emin değil
Ben ise yazmadan önce 7 dakika düşünüyorum
Sonra biri şu mesajı atıyor:
“Bence internette çok yanlış bilgi var.”
Ve grup sessizliğe gömülüyor. Çünkü bu cümle, her sohbetin doğal sonudur.
Grup karakterleri
Kesin Bilgi Adamı: “%100 böyle olmuş” der, kaynak vermez
Şüpheci: Her şeye “emin misin?” der
Mizahçı: En ciddi konuyu bile meme’e çevirir
Ben: Mesaj yazmadan önce 3 kere siler
Bir noktada konu yine dağılır ama başlık kalır:
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?”
Ve bu başlık artık sadece bir haber değil, bir zihinsel refleks olur.
Medya, algoritma ve ben: üçlü yanlış anlaşma
Algoritmalarla aram iyi değil. Çünkü ben ne düşünüyorsam, o bana daha fazlasını getiriyor.
Bir kere “Hamas liderine yas ilan edildi mi?” gibi bir başlığa baktım mı, bir anda sistem şunu sanıyor:
“Bu kullanıcı artık sadece bu tarz içerik istiyor.”
Hayır.
Ben sadece sabah kahvesi içerken yanlışlıkla bastım.
Ama algoritma bunu bilmez. O, benim zihnimi bir veri seti sanıyor. Ben ise sadece İzmir’de yaşayan, bazen fazla düşünen bir insanım.
Bir süre sonra ekranım şöyle oluyor:
Haberler
Analizler
Yorum savaşları
Ve arada “şok gelişme!” başlıkları
Ben ise sadece müzik dinlemek istemiştim.
İçsel monolog: fazla düşünen genç
Bazen durup düşünüyorum.
“Ben neden bazı şeyleri bu kadar kafama takıyorum?”
Sonra başka bir düşünce geliyor:
“Acaba herkes mi böyle, yoksa ben mi fazla düşünüyorum?”
Sonra üçüncü düşünce:
“Bunu düşünmem bile fazla düşünmek değil mi?”
Ve böylece döngü başlıyor.
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?” gibi bir başlık bile bu döngüyü tetikleyebiliyor. Çünkü mesele sadece haber değil; zihnin onu nasıl işlediği.
İç sesim yine konuşuyor:
— “Belki de sadece haberdir.”
Ben:
— “Ama neden bu kadar çok yerde var?”
İç ses:
— “Çünkü internet.”
Ben:
— “Bu açıklama tatmin edici değil.”
Biraz İzmir, biraz gerçeklik
Akşam oluyor. Kordon’da yürüyen insanlar, deniz kokusu, çay bardaklarının sesi…
Ben hâlâ gün içinde gördüğüm başlığı düşünüyorum.
Ama artık daha sakin bir yerden.
Çünkü gün içinde öğrendiğim şey şu: Her başlık, her cümle, her iddia… hepsi aynı yoğunlukta değil.
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?” gibi bir ifade bile, internetin hızlı tüketim dünyasında bazen yanlış algılarla büyüyebiliyor. İnsan da ister istemez bu kalabalığın içinde yönünü kaybediyor.
Ama sonra gerçek hayat devreye giriyor:
Sokakta yürüyen insanlar
Satıcıların sesleri
Arkadaşların kahkahası
Ve rüzgar
Bunlar, zihni yeniden yere indiriyor.
Bugün “Hamas liderine yas ilan edildi mi” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Basinodasi ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Sonuçsuz ama sakin bir akış
Günün sonunda fark ettiğim şey şu: Bazı soruların cevabından çok, o sorunun bizde ne tetiklediği önemli.
“Hamas liderine yas ilan edildi mi?” gibi bir başlık gördüğümde yaşadığım şey aslında haberin kendisi değil; zihnimin onu nasıl büyüttüğü, nasıl parçaladığı ve sonra tekrar birleştirmeye çalıştığı.
Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biriyim. Bazen fazla düşünüyorum, bazen hiçbir şeyi umursamıyorum, çoğu zaman ikisi aynı anda oluyor.
Ve belki de en doğru hâlim bu karışıklık.
Çünkü hayat zaten biraz böyle: net olmayan başlıklar, hızlı akan bildirimler ve arada bir durup “ben şu an neye bakıyordum?” diye sorma hali.